HOŞ GELDİNİZ
ŞİİR-EDEBİYAT SEVERLERİN SİTESİYİZ.RADYO VE EDEBİYAT SİTESİ OLARAK HİZMET VERMEKTEYİZ VE SİZLERLE BİRLİKTE OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ. DUYGU VE DÜŞÜNCELERİNİZ/SORU VE ÖNERİLERİNİZ İÇİN AŞAĞIDA Kİ MAİL ADRESİNE LÜTFEN MESAJ GÖNDERİNİZ.SAYGILARIMIZLA;NOSTALJİ1 YÖNETİMİ sahingultekin7@gmail.com
Forum Başlıkları
En Yeni Forum Başlıkları
Henüz Başlık Oluşturulmamış.
En Fazla İlgilenilen Başlıklar
Henüz Başlık Oluşturulmamış.
pervane
Bu kullanıcının Şiirleri:
Nov, 15 -10 20:55
 KURBAN OLAM (3)
Nov, 13 -10 21:49
 MECNUN'A MEKTUP (3)
Nov, 13 -10 21:46
 ATAM'A MEKTUP (42)
Nov, 13 -10 21:45
 DERYAMA MEKTUP (29)
Nov, 13 -10 21:43
 BÜLBÜLE MEKTUP (4)
Nov, 08 -10 22:20
 MEHTABIMA MEKTUP (65)
Oct, 18 -10 23:08
 GÖNÜL (523)
Oct, 05 -10 22:35
 TÜRKÜLER YAKIN BANA (14)
Oct, 05 -10 22:34
 ÇOBAN KAVALI ÇALSIN (6)
Sep, 28 -10 22:26
 HÜNER, YÜREKTEDİR YÜREKTE (5)
Sep, 28 -10 22:25
 NEREDE (2)
Sep, 15 -10 00:31
 UMUTLAR TÜKENMEZ (6)
Sep, 12 -10 00:17
 GAZEL ( BİZ ) (5138)
Sep, 12 -10 00:12
 ELHAMDÜLİLLAH (5)
Sep, 09 -10 23:41
 BAYRAMI BAYRAM YAPIN (3)
Sep, 05 -10 00:42
 NEDİR Kİ? (4)
Sep, 02 -10 22:31
 ÖLDÜR ZAMANIN GÜNAH MEYHANESİNİ (48)
Sep, 02 -10 22:29
 SEVEN IZDIRAP VERMEZ (81)
Aug, 29 -10 00:15
 GELSİN ARTIK VUSLAT KUŞU (6)
Aug, 29 -10 00:14
 HÜZNÜMÜN ÇIĞLIKLARI (7)
KURBAN OLAM
Avizem çağlayıp da, bana umut derecek
Ey bayramım, umudum; özüne kurban olam
Bülbüller şaha kalkıp, güllerimi serecek
Ey bayramım, umudum; özüne kurban olam

Nurla yükle mihraptan, yükselecek tekbirler
Daim sevdaya doğru, şahlanacak şehirler
Sabahın seherinde, göl olacak nehirler
Ey bayramım, umudum; özüne kurban olam

Esmerlerin telleri, uyanmasın bu gece
Gönlümün hevesleri, çoğalsın hece hece
Rahmetin yağmurları, damlasın ince ince
Ey bayramım, umudum; özüne kurban olam

Nurlarım nuru yaksın, durmadan gece gündüz
Saadetle yol alsın, yaşadığımız bu güz
Senin ışıklarından, kararmasın hiçbir yüz
Ey bayramım, umudum; özüne kurban olam



MECNUN'A MEKTUP
Siz yaşamasaydınız sevdaların hasını
Kalemlerim yanarak, süzdürür müydü şiir
Çöllerime yığdınız bembeyaz hülyâları
Tükenmişti kalplerde, akıp giden hüsranlar
Meşkinizle çoğaldı, gönlümün gazelleri
Kararmadı geceler, kararmadı gündüzler
Leylaların özünü, getirin hep soframa
Şimdi artık geceler, tutuşsun güllerimde
Yanık günler kalmasın, tüten bülbüllerimde

Sildiniz yüreğimden acıların pasını
Makamların özünü bekliyorken bu şehir
Yine seslenin bana, yakmayın deryâları
Gönlümün odasında, uyanmasın hicranlar
Yıldız yıldız toplansın aşkların güzelleri
Ağıt dökmesin hecem, kararmasın hiç yüzler
Leylaların özünü, getirin hep soframa
Şimdi artık geceler, tutuşsun güllerimde
Yanık günler kalmasın, tüten bülbüllerimde

Anlatın bana şevkle, çöllerimin yasını
Sâkilerin elinden içeyim nurlu iksir
Süzdürün hislerime, ebedî rüyâları
Gönül seslerinizle, ihyâ olsun ummanlar
Sözler sılaya düşsün, terk etsin yâdelleri
Ağlamasın şafağım, ağlamasın hiç gözler
Leylaların özünü, getirin hep soframa
Şimdi artık geceler, tutuşsun güllerimde
Yanık günler kalmasın, tüten bülbüllerimde

Anlat bana Mecnun’um, kalbinin elmasını
Pervâne’nin ruhuna, dökülmesin hiç zehir
Karanlık olan dile, söyletin ziyâları
Hasadın zamanında, sevda biçsin harmanlar
Aksın benim yoluma, aksın meltem yelleri
Gökler ziyan olup da, kararmasın hiç güzler
Leylaların özünü, getirin hep soframa
Şimdi artık geceler, tutuşsun güllerimde
Yanık günler kalmasın, tüten bülbüllerimde


ATAM'A MEKTUP
Dolamıştık dillere hep güz yapraklarını
Seni anlamak için, yüreği büzemedik
Şiirleri yakmıştık, masmavi gözlerinde
İlmin selinde olup, deryâları örmedik
Talan ettik zamanla, güller açan yolları
Yerimizde uyuduk, kuşatamadık çağı
Özür dilerim Atam, sükûttayız biz şimdi
Karanlık gece yakın, seherlerim çok uzak
Hicranla kardeş olduk, zaferlerim çok uzak

Yaktırdık hüsranların katran dudaklarını
İçimizde hep yanan mehtâbı sezemedik
Aramadık gerçeği, çağlayan sözlerinde
Öksüz kaldı güllerim, bülbülleri dermedik
Deniz fırtına biçer, toplamadık salları
El vermedi bizlere, ne batı ne de doğu
Özür dilerim Atam, sükûttayız biz şimdi
Karanlık gece yakın, seherlerim çok uzak
Hicranla kardeş olduk, zaferlerim çok uzak

Sofralara getirdik, nârın sıcaklarını
Saymışız yerimizde, çağları süzemedik
Günleri geçirmişiz, sancının dizlerinde
Âlemlere hükmedip, irfânını sermedik
Güneş değen ağaçta, kuruttuk hep dalları
El vererek hızlıca, bozdurduk zümrüt bağı
Özür dilerim Atam, sükûttayız biz şimdi
Karanlık gece yakın, seherlerim çok uzak
Hicranla kardeş olduk, zaferlerim çok uzak

Ellere peşkeş çektik, vatan topraklarını
Bağlanmışız sanki biz, ipleri çözemedik
Gideriz düşünmeden, yalanın izlerinde
Senin bize derdiğin, çağdaş yolu görmedik
Bir yığın eyvahlarla, hebâ ettik yılları
Ziyân ettik hoyratça, hem ölüyü hem sağı
Özür dilerim Atam, sükûttayız biz şimdi
Karanlık gece yakın, seherlerim çok uzak
Hicranla kardeş olduk, zaferlerim çok uzak



DERYAMA MEKTUP
Artan inleyişlerle yığma kasideleri
Bağlarımın esrârı, tek tek büzülür sonra
Güllere vuslatı yak, yakma acı gurbeti
Meltemlerin maksadı, esip dursun bu sabah
Solmasın şafakların, kızaran kor telleri
Dildârlarım durmadan, toplasınlar lâleler
Bağbanlarım yaş döküp, ağlamasın seherde
İnlet neyin sırrıyla, inlet sûzinakları
Ey bülbülüm sevdâ dök, kurutma dudakları

Yüreğimin önüne indirme perdeleri
Mevsimlerin efsunu, tek tek çözülür sonra
Bahçeme nurları yık, yıkma acı hasreti
Neylerimin sırrıyla, yanıp dursun kor segâh
Erimesin bağrımda. Mecnun’umun çölleri
Güller aşk ikliminde, toplasınlar jaleler
Bağbanlarım yaş döküp, ağlamasın seherde
İnlet neyin sırrıyla, inlet sûzinakları
Ey bülbülüm sevdâ dök, kurutma dudakları

Sâkilere döktürtme zehirli bâdeleri
Sevdâların güftesi, tek tek üzülür sonra
Döşüne yıldızlar tak, takma acı nefreti
Uzayan susuzluğa, kanıp dursun girizgâh
Seninle arşa değsin, âşıkların dilleri
Sükût etme bu gece, koparttır sen nâleler
Bağbanlarım yaş döküp, ağlamasın seherde
İnlet neyin sırrıyla, inlet sûzinakları
Ey bülbülüm sevdâ dök, kurutma dudakları

Kışların mâtemiyle, bozdurma dîdeleri
Hülyâların bestesi, tek tek ezilir sonra
Kalbine mehtâbı çak, çakma kor melâneti
Sazların mızrâbında, yanıp dursun bin yegâh
Gelmesin üzerine takvimlerin selleri
Kanadının ucunda, uyandır sen şûleler
Bağbanlarım yaş döküp, ağlamasın seherde
İnlet neyin sırrıyla, inlet sûzinakları
Ey bülbülüm sevdâ dök, kurutma dudakları





BÜLBÜLE MEKTUP
Artan inleyişlerle yığma kasideleri
Bağlarımın esrârı, tek tek büzülür sonra
Güllere vuslatı yak, yakma acı gurbeti
Meltemlerin maksadı, esip dursun bu sabah
Solmasın şafakların, kızaran kor telleri
Dildârlarım durmadan, toplasınlar lâleler
Bağbanlarım yaş döküp, ağlamasın seherde
İnlet neyin sırrıyla, inlet sûzinakları
Ey bülbülüm sevdâ dök, kurutma dudakları

Yüreğimin önüne indirme perdeleri
Mevsimlerin efsunu, tek tek çözülür sonra
Bahçeme nurları yık, yıkma acı hasreti
Neylerimin sırrıyla, yanıp dursun kor segâh
Erimesin bağrımda. Mecnun’umun çölleri
Güller aşk ikliminde, toplasınlar jaleler
Bağbanlarım yaş döküp, ağlamasın seherde
İnlet neyin sırrıyla, inlet sûzinakları
Ey bülbülüm sevdâ dök, kurutma dudakları

Sâkilere döktürtme zehirli bâdeleri
Sevdâların güftesi, tek tek üzülür sonra
Döşüne yıldızlar tak, takma acı nefreti
Uzayan susuzluğa, kanıp dursun girizgâh
Seninle arşa değsin, âşıkların dilleri
Sükût etme bu gece, koparttır sen nâleler
Bağbanlarım yaş döküp, ağlamasın seherde
İnlet neyin sırrıyla, inlet sûzinakları
Ey bülbülüm sevdâ dök, kurutma dudakları

Kışların mâtemiyle, bozdurma dîdeleri
Hülyâların bestesi, tek tek ezilir sonra
Kalbine mehtâbı çak, çakma kor melâneti
Sazların mızrâbında, yanıp dursun bin yegâh
Gelmesin üzerine takvimlerin selleri
Kanadının ucunda, uyandır sen şûleler
Bağbanlarım yaş döküp, ağlamasın seherde
İnlet neyin sırrıyla, inlet sûzinakları
Ey bülbülüm sevdâ dök, kurutma dudakları





MEHTABIMA MEKTUP
Gecenin loşluğunu dürüyorken akşamım
Aşk kuşum sükût edip boyanmıştı siyaha
Eyvahın tellerine değiyorken mızrâbım
Virân oldu şiirler, yetim kaldı besteler
Yıldızların sefâsı kısa sürdü bu gece
Çoğalmıştı ruhumda, acı acı hicrânlar
Nazar değdi denize, dağlandı yakamozlar
Ey mehtâbım yalnızım, bugün benim dostum ol
Parlayan ışığınla, şu kor ellerime dol

Saadetlerle bana, bakmıyorken ilhamım
Neylerin çığlığını, yaktırdılar segâha
Zamanın acısıyla, aşksız şimdi harâbım
Virân oldu nağmeler, yetim kaldı güfteler
Çoğalıyor kalbimde, çoğalıyor bilmece
Rıhtımın dibeğine, geliyordu hüsrânlar
Nazar değdi denize, dağlandı yakamozlar
Ey mehtâbım yalnızım, bugün benim dostum ol
Parlayan ışığınla, şu kor ellerime dol

Ipıssız güvertemde, ağlıyorken endâmım
Makamlarım hüznünü, çevirdiler yegâha
Ağıt yakıyor şimdi, ağa düştü rebâbım
Bana bülbüller gibi, görünmüyor öteler
Hislerimde zamanım, eriyor hece hece
Takadım kesiliyor, yok oluyor dermanlar
Nazar değdi denize, dağlandı yakamozlar
Ey mehtâbım yalnızım, bugün benim dostum ol
Parlayan ışığınla, şu kor ellerime dol

Umutsuzdu ârifem, simsiyahtı bayramım
Gece karanlığını, getirmiştim sabaha
Dilim eyvah döküyor, acı yüklü kezzabım
Daima hicranlarla, örülmüştü siteler
Yüreğime sevdâlar, yağmıyor ince ince
Şafaklar geldiğinde, çoğalıyor dumanlar
Nazar değdi denize, dağlandı yakamozlar
Ey mehtâbım yalnızım, bugün benim dostum ol
Parlayan ışığınla, şu kor ellerime dol


GÖNÜL
Uslanmadın hiçbir zaman, yangın yığıp durdun gönül
Hasretle hep yazdın gazel, seller bulup kardın gönül
Dermân olan meşk dermedin, bağrımda zâr kurdun gönül
Hüzzamla hep cânân olup, gözlerde yaş sardın gönül

Titrettirip durdun bugün, güftemde hep kordan satır
Ağlattırıp durdun bugün, mecliste hep nurdan mahur
Dinmez çilem; yanmaz dilim; suskun yolum; bitmez kahır
Hüzzamla hep cânân olup, gözlerde yaş sardın gönül

Mutrîbimin bağrında, nur mehtâb yanıp durmaz bugün
Can sevdiğim dermanla, nurdan şarkılar yormaz bugün
Susmuş segâh, neyler yetim; meclis sevinç kurmaz bugün
Hüzzamla hep cânân olup, gözlerde yaş sardın gönül

Çiyler döken Pervâne, bir canlandırırken hisleri
Meltem dolan bağrında hep, sonlandırırken sisleri
Nur besteler candan bugün, ihyâ ederken sesleri
Hüzzamla hep cânân olup, gözlerde yaş sardın gönül

( müs tef i lün/ müs tef i lün/ müs tef i lün/ müs tef i lün/

- - . - / - - . - / - - . - / - - . - /

TÜRKÜLER YAKIN BANA
Köprüden geçsin gelin, düşürsün saç bağını
Türküler yakın bana, üşüyorken hislerim
Allı turnam kuşatsın bizim gönül dağını
Türküler yakın bana, üşüyorken hislerim

Korlu dağlar haşmetle bayramlığı giyerken
Sunalarım göllerde başlarını eğerken
Üzerime baharın damlaları değerken
Türküler yakın bana, üşüyorken hislerim

İki keklik arzuyla bir kayada tütsünler
Meltemin rüzgârıyla bülbüllerim ötsünler
Güzellerim bağlarda nağme nağme bitsinler
Türküler yakın bana, üşüyorken hislerim

Dağlarım of çektirip, yıktırmasın gönüller
Gülsün gesi bağları, soldurmasın sümbüller
Şu Yemen’in rüzgârı, çoğaltmasın müşküller
Türküler yakın bana, üşüyorken hislerim

Pervâne’nin bağrında, yansın İbrahim Çavuş
Canların hislerini, hızla sıvasın ak kuş
Baharım canlanırken, getirmesin kara kış
Türküler yakın bana, üşüyorken hislerim



ÇOBAN KAVALI ÇALSIN
Ovalarım aşk dizip, yaylalar sevda süzsün
Öksüz kalmasın kuzum, çoban kavalı çalsın
Çukurova çağlayıp, Ardalar beni çözsün
Öksüz kalmasın kuzum, çoban kavalı çalsın

Mersiyeler yanmasın, sazlarımın telinde
Ağıtlar uyanmasın, âşıkların dilinde
Kanlı yaşlar olmasın, gözlerimin selinde
Öksüz kalmasın kuzum, çoban kavalı çalsın

Bütün bozuk nağmeler, terk etsin diyarımı
Yanık yanık türküler, getirsin baharımı
Sessizlik bitsin artık, estirsin rüzgârımı
Öksüz kalmasın kuzum, çoban kavalı çalsın

Pervâne’yim sözüm doğru, yalanım yoktur benim
Bulun nurlu cevheri, bozulmasın gülşenim
Ey canlar sancılarla, tükenmesin şu tenim
Öksüz kalmasın kuzum, çoban kavalı çalsın



HÜNER, YÜREKTEDİR YÜREKTE
Sevda ateşle gelir, alevsiz olmaz asla
Hüner dilde değildir, yürektedir yürekte
Mevsimleri kararak, erirsin damla damla
Hüner yelde değildir, bilektedir bilekte

Adım adım esse de nurlu meltem rüzgârı
Seherler anlatsa da aşkla yüklü baharı
Tutuşsa da durmadan gözlerinin pınarı
Hüner selde değildir, çiçektedir çiçekte

Çoğalan saadetle akıp dursa kâinat
Sözlerin tellerinde karılsa da hep murat
Kararan gönüllere yaklaşsa nurlu berat
Hüner elde değildir, petektedir petekte

Huzurun yakınında, uzaklara koşma hiç
Sükût et diyarında, sancılarla coşma hiç
Yangın bağla gönlüne, alevsizce taşma hiç
Hüner çölde değildir, dilektedir dilekte

NEREDE
Dereler irin toplar, deryalarım hüsranı
Pırıl pırıl aşk sunan, eski yazlar nerede
Rıhtımım alev toplar, sahillerim hicranı
Cânânların yaptığı, eski nazlar nerede

Şaşırmış zemherîler, mayhoş olmuş yelleri
Bağlandı ovaların, zümrüt akan dilleri
Sümbül tüten dağların, boşalmıyor selleri
Kışlarımın tuttuğu, eski buzlar nerede

Âşıkların sözüne , ulaşmıyor Mekke’ler
Yunus faslından beri, bomboş kaldı tekkeler
Bize kaldı durmadan, yenilenmiş öfkeler
Çöllerin aşk yığdığı, eski tozlar nerede

Pervâne hep ağlıyor, bu ağrılı gidişe
Dağlanıyor durmadan, sancı yüklü tütüşe
Yol vermiyor zamanım, bülbüldeki ötüşe
Mızrabların yandığı, eski sazlar nerede

UMUTLAR TÜKENMEZ
Gün gelip dehlizlerden, çıkacak nur sevdâlar
Hüsrânın iplerini, koparacak ferdâlar
Kalplerin üzerinde tütmeyecek vedâlar

Bülbüller dağlanmayıp, bahara bakınacak
Yüreklerde aşkların güftesi okunacak

Eller semâda olup, mihrablar şakıyınca
Âvizem damla damla, muradı dokuyunca
Dillerim arzularla, elesti okuyunca

Bülbüller dağlanmayıp, bahara bakınacak
Yüreklerde aşkların güftesi okunacak

Dallarım kızarırken, tutuşacak çiçekler
Bin bir hevesle bağda, koşacak kelebekler
Zamanın tuzağına, düşmeyecek bilekler

Bülbüller dağlanmayıp, bahara bakınacak
Yüreklerde aşkların güftesi okunacak

Hislerime yepyeni, pervâneler dolarken
Vuslatın ışığıyla, hicranlarım solarken
Bugün artık neylerim, eyvahları yolarken

Bülbüller dağlanmayıp, bahara bakınacak
Yüreklerde aşkların güftesi okunacak


GAZEL ( BİZ )
Aşkla candan çağlarız hep, korla yangın dildeyiz biz

Kalbe sık sık damlarız hep, nurlu meltem yeldeyiz biz


Titriyorken canda güller, neşve bulmaz sancılar hiç

Çağlıyorken bağda bülbül, gözde dolmuş seldeyiz biz


Mahyalardan nur sızarken, hüznü yığmaz kubbeler hiç

Ağlaşırken dilde sesler, kalbe sızmış güldeyiz biz


Nur şadırvan çağrı toplar; kahrı sağmaz mâbedim hiç

Nehri sarsar sözlerim hep, meşki bulmuş göldeyiz biz


İnleyen Pervâne ağlar, şavkı yıkmaz gözlerim hiç

Mekke toplar canda bir bir, nûru bulmuş çöldeyiz biz


( fâ i lâ tün / fâ i lâ tün / fâ i lâ tün / fâ i lâ tün /

ELHAMDÜLİLLAH
Kalbe meltemler yanaşır, hârdan korkmayız vesselam
Uzayan korlu yollarda, ölürüz elhamdülillah
Çağlayan dillerimizde, kaygılarla çıkmaz kelâm
Bağda “Allah! “ diye diye, solarız elhamdülillah

Yaprağımız hazanlarla, birer birer düşüyorken
Yeni yeni arzularla, yürek hicri deşiyorken
Aşkların doruklarında, bağrım alev eşiyorken
Can denilen kor kafesi, dileriz elhamdülillah

Âlemlere gelmişiz biz, canları güldürmek için
Sevgi yaşatırız kalpte, hislerimizde olmaz kin
Neşve yanar son nefeste, bizlere okunur Yâsin
Dünyanın kahrını o an, sileriz elhamdülillah

Nur pervâneler uçuşur, birer birer yanımızda
Sevdamızın alevleri, tutuşur hep canımızda
Aşka durur bütün gözler, diken bitmez hanımızda
Ravzaları göre göre, güleriz elhamdülillah



BAYRAMI BAYRAM YAPIN
Cânı yorgun bırakıp, bozdurma değerleri
Ey benim evlatlarım, bayramı bayram yapın
Söndürme içimdeki, yıldızlı seferleri
Ey benim evlatlarım, bayramı bayram yapın

Canlansın arzularla, yüreğimin köşesi
Kırılsın zamanımın, kırılsın endişesi
Gelsin artık dillere, mevsimlerin neşesi
Ey benim evlatlarım, bayramı bayram yapın

Rintlerin kucağında, şeytanlar toy kurmasın
Aşka dursun âşıklar, hüzünler can yormasın
Denizler şevke gelsin, gözleri çiy sarmasın
Ey benim evlatlarım, bayramı bayram yapın

Titresin hislerimde, mâzimin rüzgârları
Günümün cevherleri, getirsin baharları
Bülbüllerim çağlayıp, güldürsün gülzârları
Ey benim evlatlarım, bayramı bayram yapın


NEDİR Kİ?
Sırılsıklamım bugün, takvim yağmur yağdırır
Aşkınla göl olmuşum, yaş dediğin nedir ki ?
Volkanlarım patlıyor, mevsim alev doğdurur
Cânı vermişim sana, baş dediğin nedir ki ?

Uçsa da kristaller saçımın üzerine
Solarım senin için, hep derinden derine
Ateş yıksa zemheri, hep serinden serine
Yanardağım patlarım, kış dediğin nedir ki ?

Sevdân ile sözlüyüm, nişanım ateş benim
Yangınlar düğünümdür, varıp yansın kor tenim
Yeter ki gözlerinle, tütsün kızıl gülşenim
Vurup dursa da kalbi, taş dediğin nedir ki ?

Güzele vurulmuşum, güzel olduğun için
Yanan kor dillerimde, gazel olduğun için
Âlemi unutmuşum, özel olduğun için
Ben sevdâyla doymuşum, aş dediğin nedir ki ?

ÖLDÜR ZAMANIN GÜNAH MEYHANESİNİ
Nefreti kaldır kalpten, fark et artık tuzağı
Ellerini çözdürüp, yakın eyle uzağı

Girift bilmecen bitsin, kapat sen dehlizleri
Söndür artık aşkınla, loştuktaki izleri

Medet demek zor değil, Rabbin ipine asıl
Gelmesin üzerine katran yüklü bin fasıl

Dilin olmaz çâresiz, alır senden kirleri
Âlemin yangınında, bulursun zikirleri

Dertlenip durma gönül, cân yakmasın kırların
İnan bir gün sümbülle, tütecek bozkırların

İşte o zaman nurlar, yüreğine akacak
İçindeki alevler, alevleri yakacak

Tütmeyeceksin aşksız, olacaksın korla eş
Yürek gözün açılıp, içe doğacak güneş

Zamanında eyvahlar, etrafında olsa da
Susturulmuş bülbüller, adım adım solsa da

Damla damla yaşlarla, kurtaracaksın mâhı
Titreyen ellerinle, bitireceksin âhı

Ey gönül, soldur artık dertlerin hânesini
Hadi öldür zamanın, günah meyhanesini

SEVEN IZDIRAP VERMEZ
Bahçeler tutuşup da, yanıp durmasa bülbül
Siteme katlanılır, seven ızdırap vermez
Mevsimler kuruyup da, çiyler almasa al gül
Mâteme katlanılır, seven ızdırap dermez

Kâkülümün ucunda, beyazlarım olsa da
Her geçen gün takvimim, adım adım solsa da
Sazlarımın telleri, kalbe hüzün salsa da
Eleme katlanılır, seven ızdırap sermez

Sevgili, yâri için canından bin can verir
Gerekirse aşk ile, kanından bin kan verir
Derdi saklar kendine, gönlüne derman verir
Kor neme katlanılır, seven ızdırap dürmez

Gözlerini terk edip, başka gözlere akmaz
Onun aşk dünyasını, loş sözlerle yıkmaz
Meyleder Leylâ gibi, başkalarına bakmaz
Son deme katlanılır, seven ızdırap örmez


GELSİN ARTIK VUSLAT KUŞU
Beyaz sayfalar açılıp, içine nurlar döşensin
Ey bahçemin kor fidanı, gelsin artık vuslat kuşu
Hecem dönsün abideye, canlara sevda kuşansın
Ey bahçemin kor fidanı, gelsin artık vuslat kuşu

Mazilerin çığlığı, sussun bir eylül gününde
Dualarım bir tutuşsun, mihrabımın önünde
Bugün iki yürek olsun, arzuların yönünde
Ey bahçemin kor fidanı, gelsin artık vuslat kuşu

Sandıklının mücevheri, sevgileri sığdır öze
Kurutma hiç nefesini, nehirleri sağdır göze
Kurban olurum ben yavrum, seni yaklaştıran güze
Ey bahçemin kor fidanı, gelsin artık vuslat kuşu

Şu pervane yüreğimden, bin selamlar olsun sana
Hecelerin kor canından, yine haberler ver bana
Hasretin çığlığı bitsin, dermanlar getir şu cana
Ey bahçemin kor fidanı, gelsin artık vuslat kuşu

HÜZNÜMÜN ÇIĞLIKLARI
Acım çoğalıyorken, günü sağmıştı zehir
Kasvetin ayak sesi, inemiyor kalbimde
Şarkılar yığdı hüzün, yaşla doğmuştu nehir
Bülbülümün nefesi, yanamıyor kalbimde

Hâtıram delik deşik, sözlerde közlerim yok
Al güllerim kor yakar, âlemde eyvahım çok
Murat dökmez dillerim, gönlüme saplandı ok
Hüznümün çığlıkları, sinemiyor kalbimde

Poyrazlar günden güne, alıyor meltemimi
Özümün sofrasına, yığıyor mâtemimi
Günümdeki çizgiler, tutuyor elemimi
Yazlarımın kaygısı, dinemiyor kalbimde

Seherin çiçeğine, binbir hâl oldu bugün
Akşamımın kızılı, yangın lâl oldu bugün
Mehtâba nazar değdi, kor hilâl oldu bugün
Pervânenin yankısı, dönemiyor kalbimde


© 2007 - 2008 by Elactos
Üye Girişi
Kullanıcı Adı

Parola



Henüz Üye Değil Misiniz?
Buraya Tıklayarak Üye Olabilirsiniz.

Parolanızı Mı Unuttunuz?
Buraya Tıklayın
Anket
YAYINLARIMIZA YENİDEN BAŞLAMAMIZI İSTER MİSİNİZ ?





Oy vermek için üye olmanız gerekmektedir.
Araçlar
*********************** Sık Kullanılanlara Ekle
Mediaplayer